• Dolar Alış TL
  • Dolar Satış TL
  • Euro Alış TL
  • Euro Satış TL
Reklam
Reklam

SORGULAMAYA BAŞLANAN BAŞKANLIK SİSTEMİ!

Reklam
, 0 Yorum

23 Haziran 2019 günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yapılan yenileme seçiminden sonra “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” yeniden tartışmaya açılmış görünüyor.

Bu bir gerçektir ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yapılan yenileme seçimi, bir belediye seçimi olmaktan çok daha anlamlı olmuştur. Bu seçimin aynı zamanda Başkanlık Sistemi için bir nevi referandum niteliğinde olacağı sık-sık vurgulanmış, yenileme seçiminin gerçekte, aradan geçen 1 yıllık süre zarfında Başkanlık sisteminin benimsenip, benimsenmediğinin ifadesi olacağı ısrarlı bir şekilde dile getirilmişti. Bunun sebebi de, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın meydanlara inip, adeta kendisi adaymış gibi çalışmalar yürütmesi, mitingler düzenlemesi olmuştu.

2018 yılında anayasasında yapılan değişikliklerle hükümet sistemi değiştirilmiş adına  “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen yeni sistem uygulamaya konulmuştu. İşin gerçeği şu ki Türkiye’de uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ne olduğunu henüz vatandaşlar olarak anlamış değiliz. Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir sistem yok. (Başkanlık Sistemi) derseniz, değil. (Yarı Başkanlık) sistemiyle hiçbir alâkası yok. Padişahlık derseniz, Padişahlık da değil! Türkiye’ye münhasır, daha doğrusu kişiye özel düzenlenmiş bir sistem. Parlamento tamamen devre dışı kalmış gibi. Milletvekilleri illerinin, ilçelerinin sorunlarını dile getirmek için bırakın Bakanlık Makamına, müsteşarlara bile ulaşmak imkânından yoksun. Bakanların, güven oylaması gibi bir sorunları yok. Kendilerini sadece atayan makama (Cumhurbaşkanına) sorumlu sayıyorlar. Bunun için de milletvekillerini takmıyorlar.

Türkiye, 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılan halk oylamasıyla yeni sisteme geçişteki temel adımı atmış ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adıyla yönetim yapısını değiştirecek anayasa değişikliği paketini kabul etmişti. Sandıktan %51,41 oranında “Evet” oyu çıkmasıyla “Türkiye’nin tercihi başkanlık sistemine geçişten yana” olarak yorumlanmıştı. Yapılan referandum çok tartışılmış ve Devletin bütün imkânlarının seferber edilmesine karşılık Anayasa değişikliğine %48,59 oranında “Hayır” oyu verilmesi üzerine başta ana muhalefet partisi CHP olmak üzere parlamenter sistemi savunanlar, sandık sonuçlarına itiraz etmişlerdi. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk değerlendirmesinde söylediği “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözleriyle birlikte ilerleyen günlerde de tepkiler, itirazlar sonuçsuz kalmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinin yenilenmesinden sonra, Millet ittifakının adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu’na yüzde 55 dolaylarında oy çıkınca, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için yeniden referandum yapılması gerektiği tartışılmaya başlandı. AKP’liler bile “Başkanlık sistemde revize her zaman mümkün. Ayrıca sistem tartışmalarından önce uygulamada risk almayan, uyum ve geçiş sürecinin hakkını veremeyen, yeni sürece ayak uyduramayan bürokratın ve siyasetçinin kendisini değerlendirmesi lazım. Yeni sistem güçlü profilli siyasetçilerin ve risk alan bürokratların varlığını zorunlu kılar” demeğe başladılar.

Evet, Türkiye’de yeni bir genel seçimi hiç kimseler istemez ama başkanlık sistemi için yeniden referanduma gidilmesini milletin en az yüzde 55’i istiyor dersek, doğruyu ifade etmiş oluruz.

Parlamentonun, gerçek anlamda bir parlamento gibi çalıştığı, bakanların güvenoyuyla meşruiyet kazandıkları, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla kendisini hissettirdiği parlamenter sisteme bir an önce dönülmesi dileklerimizle…

ANEKDOT

Bir Siirtli hemşerimiz anlatmıştı. Bakanlığın birinde çözümlenmesi gereken bir işi için Ankara’ya giderek o yıllarda Siirt Milletvekili olan Merhum Zeki Çeliker’i ziyaret etmiş ve kendisine yardımcı olmasını istemişti.

Merhum Çeliker, ricacı vatandaşı da yanına alarak ilgili Bakanlığa gitmiş ve sekreterine Bakanla görüşmek istediğini söylemiş.

Sekreter, bakanın makamında olmadığını söyleyince, bakanın orda olduğunu bilen Merhum Çeliker, hiç istifini bozmadan ayağa kalkmış ve Bakanın makam kapısını ayağıyla vurarak açmış. Tabii, sekreter müdahaleye bile vakit bulamamış. Ancak, makamda olan ve Merhum Çeliker’in kapısını çalmadan açtığını gören Bakan ayağa kalkarak:

-Hoş geldin Zeki Bey! diyerek iltifat etmiş, vatandaşın da aslında çözülmesi gereken ve bürokratik engellere takılan işinin derhal çözümlenmesi için ilgililere emir vermiş.

Bu anekdotu başkanlık sistemi ile parlamenter sistem arasındaki farkı anlatmak açısından anlattım. Tabii, her milletvekilinden de Merhum Zeki Çeliker gibi medeni cesaret sahibi olmasını ve böyle cesur davranmasını istemek boş bir temennidir. Medeni cesaret sahibi olmak bir yerde çözümün yarısıdır…

TAŞLAMALAR

EMEKLİLER HAFTASI

DİYE BİR HAFTA VARMIŞ

BU HAFTAYI KUTLAYAN

EMEKLİLER Mİ VARMIŞ

EMEKLİLER ÜLKENİN

KUNTA KİNTELERİDİR

YARI AÇ, YARI TOKLAR

BU GAYETLE BELLİDİR

ASGARİ ÜCRETİN DE

ALTINDA MAAŞ ALAN

HAYLİ EMEKLİLER VAR

GERÇEK OLAN BU İNAN

EMEKLİYE, YAŞLIYA

BAKAMAYAN BİR ÜLKE

KONUMUNDADIR BUGÜN

YAŞADIĞIM TÜRKİYE

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN